DÜŞÜNCEYİ KİTLEMEK

02 Ağustos 2017, 15:05
DÜŞÜNCEYİ KİTLEMEK
Nurten Ertul

" Mübadeleyi Sadece Mübadiller Yazsın!.."

DÜŞÜNCEYİ KİTLEMEK

Sosyal medyayı iyi izleyenler için artık gündemi takip etmek, kitleleri tanımak her zamankinden daha kolay oldu. Sizlerle sosyal medyada son zamanlarda çok dikkatimi çeken bir konuyu ve profillerdeki gizliliği paylaşmak istiyorum. Üstelik ilginç bir tartışma konusuyla. Tartışmayı başlatan profil gizli. Buraya vatandaşların can siperâne yorum yazmaları da ayrı bir ilginçlik. Ne var ki tartışma konuları da yabana atılır türden değil. Son tartışma konusu: "Biz Yunanistan'dan Lozan Barış Anlaşması'nın Nüfus Mübadelesi bölümüyle Türkiye'ye gelenlerin konularıyla neden herkes ilgileniyor? Mübadeleyi sadece mübadiller yazsın" şeklinde...

Ben de konulara olan ilgimden dolayı yorum yetiştiren vatandaşların arasında yazdıklarımı buradan sizlerle de paylaşmak istedim: İyi okumalar diliyorum şimdiden:

"Lozan Mübadilleri, kim olduğunuz önemli hitap edebilmem için. Beyfendi ya da hanımefendi biçiminde. Normal şartlarda profilinde kimliği belli olmayan arkadaşlarımı siliyorum. Bu yüzden sizi de silmek zorundayım prensiplerimden dolayı. Çünkü grup ya da sayfa değil. Direk şahıs olarak açmışsınız. Hepimizin en doğal hakkımız olduğunu düşünüyorum kiminle konuştuğumuzu bilmemiz gerektiğini... Her neyse "Bilgi güçtür" diyorsunuz ya. "Bu güç, bilginin kullanılıp kullanılmamasıyla ilgili. Bilgi kullanılıyorsa değerlidir. O da doğru bilgi ise değerlidir. Bilginin doğruluğu iyi araştırılır, test edilir ve sonuç mükemmelse değerli. Bu da bir vakit ve enerji gerektirir. Öbür türlü bilginin ne önemi olabilir ki? Günümüzde bütün insanlar, inanın Anadolu'nun en ücra köyünde hatta mezrada yaşayan bile gün içinde binlerce bilgiye maruz kalıyor. Bu yüzden, doğru ve gerçek ama en önemlisi kullanılan, günlük hayatın içine girebilen bilgi değerli...Öbür türlü binlerce bilgi bombardımanından sadece bir tanesi artık bütün bu bilgi paylaşımları. Bu bakış açısı belki 20 yıl önce için değerliydi. Fakat bugün, önemini ne yazık ki yitiren bir anlayış. Bu arada bir kısım değerli bilgiler de kullanıma ve dolaşıma vakti geldiğinde sokulur veya hiç sokulmaz tamamen gizlidir. Siz onu ne kadar saklasanız da mümkün değil; bu çok önemsediğiniz bilgiler ortaya çıkar. Bu aynı çiçeğin vakti geldiğinde açması ya da çocuğun vakti geldiğinde doğması gibi."

Bu arada "Bilgi güçtürün" yanı sıra "Neden mübadilleri mübadil olmayanlar yazıyor?" sorunuzla ilgili fikirlerimi yazmadan geçemeyeceğim.

Fikirsel özgürlük ve çeşitlilik açısından mübadele konusu hatta diğer sosyal konular yazarların, senaristlerin, reklamcıların, gazetecilerin, akademisyenlerin araştırma konusu olabilir. Özgür düşünce dünyasında böyle bir ayrım ve soru olabilir mi? Bir kere demokrasiye, fikir ve düşünce özgürlüğünün yaratacağı zengin çeşitliliğe aykırı. Sen beni yazacaksın ben seni yazacağım. Bu şekilde herkes birbirini tanıyacak, önce ayrışacak sonra birleşecek... Bunun dışında çeşitli çıkar amaçlı veya art niyetli konuları inceleyen, araştıranları da zaten zaman gösterecektir.

Ben sosyal konuların ruhu ve vicdanı olduğuna inanırım. Senin acının üzerinden başkaları çıkar ya da art niyet hesaplıyorsa bu zaten doğadaki bir enerjiyle onun harap olmasına neden olacaktır. Birilerinin yüreği yanıyorken, kutsal bulduğum yazı kullanılarak ihanet ediliyorsa Tanrı'nın gazap edeceğine inanırım. Fakat asla dememeliyiz "Beni neden başkası yazıyor ya da biz kendimize yeteriz. " Bu anlayış, doğrudan fikir, ifade ve düşünce özgürlüğünü kitlemek olur. Bunun sonunda ne olur? Kendin çalar kendin oynarsın. Cılız ve çorak bir toprağa dönersin zamanla... Ben Elveda Kapadokya (Kimlik) yazarken direk mübadilleri yazmadım. Fakat bütün tarihinizi hatta Balkanları öğrendim ve sizlere kızmamayı, tam tersi anlamayı öğrendim. Ardından hiç ilgim olmadığı halde Beyaz Zambak'ı yazdım Boşnakları. Ve Boşnaklar bile kendileriyle ilgili pek çok detayı benim romanımdan öğrenebildi. Ben de sizin "güç" dediğiniz pek çok bilgiyi ve gizlenen detayları görmeyi öğrendim. Boşnaklar'ı tanıdım ve onlara şaşırmamayı, ortak yaşamı geliştirmeyi öğrendim... Bunlar kötü mü? Ardından yetmedi İstanbulluları yazdım Miras'da... Rum, Ermeni, Levanten, Yahudi ve Müslüman İstanbulluları Türkleri... Oysa bu gruplarla benim hiç ilgim yok. İstanbulluları gözlemledim, insanların hayatlarına misafir oldum, bir peynirin, bir ekmeğin, bir yemeğin saatlerce sohbet konusu olabileceğini anladım. Önceden ayıplardım: "Başka dert mi yok diye?" Birbirimizi tanımak, ortak yaşama kültürü yaratmak için kötü mü?

Ben Kapadokya kökenliyim ve Anadolu yerlisiyim. Karamanlılara dayanıyor kökenim. Fakat Elveda Kapadokya dışında bu bölgeyle ve bu konuyla ilgili gelecekte çok fazla bir edebi çalışma yapmayı hiç planlamıyorum. Hatta Mübadele konusunda da edebi bir çalışma yazmayı düşünmüyorum. Ben önce kendim için yazıyorum ve artık anladım, benim için SIR bitti. Sürekli kendimi tekrar etmek istemiyorum. Bana milyonda verseniz yazdığım bu konularda artık yazmam. "Asla başkaları da beni yazmasın" demem; diyemem çünkü fikir ve düşünce özgürlüğünü içselleştiren hiç kimse diyemez.:

Sadece; kültürü, tarihi ve olayları POLİ TİKA malzemesi mi yapıyorlar, yanlış mı lanse ediyorlar ya da halkın korkuları ile aidiyetleri üzerinden maddi çıkar mı temin edecekler? gibi dejenarasyona açık konulara dikkat ederim. Bunun dışında inanın mutlu olurum... Saklayacak, gizleyecek, korkacak bir şey mi var? Unutmayın ki sizin korktuğunuz tabular, başkalarının çıkarı olur. Bilginin her taraftan aktığı bu çağda üstelik... 


    Yorumlar

banner124
Hava Durumu
Tümü Anket
Türkiye'de İdam Cezası Gelsin Mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Linkler
E-Gazete
  • HAVADİS TÜRK - İnternette Haberin Adresi - 28 Aralık 2015 Manşeti
Karikatür
  • Oof Off
Arşiv