"Hıristiyan Türkler ve Papa Eftim"

07 Haziran 2017, 05:48
Nurten Ertul
 Ezber bozan bir kitap: "Hıristiyan Türkler ve Papa Eftim"

Foti ve Stefo Benlisoy kardeşlerin hazırladığı; Karamanlılarla ilgili bugüne değin hiçbir kaynakta yer almayan iddiaların bulunduğu “Türk Milliyetçiliğinde Katedilmemiş Bir Yol; Hıristiyan Türkler ve Papa Eftim” adlı kitaba göre: Kurtuluş Savaşı’nı Türkler yerine Yunanlılar bile kazansaydı; Kapadokya Bölgesi yine de Ortodoks inancındaki Hıristiyan Romalılardan arındırılacaktı.

Foti ve Stefo Benlisoy kardeşler, Anadolu’da yaşayan ve Türkçe konuştukları için Türkofonlar olarak da adlandırılan Karamanlılarla ilgili, Türkiye’de ve yurtdışında kütüphanelerde bulunan el yazması kitaplar, arşivler, sözel tarih çalışmaları ile gazete arşivlerinden derledikleri pek çok bilgiyi “Türk Milliyetçiliğinde Katedilmemiş Bir Yol; Hıristiyan Türkler ve Papa Eftim” adlı kitapta bir araya getirdiler.

Bana göre, tarih ve sosyoloji geriye gitmez. Daima bugün alınan kararların ekseninde yarınlar hazırlanır. Tarihin de kazananlar üzerinden şekillendiğini düşündüğümden dolayı; “Öyle olsaydı ya da böyle olsaydı” tarzında geçmişin yorumları çok ilgimi çekmez. Fakat İstos Yayınları’ndan çıkan Foti ve Stefo Benlisoy kardeşlerin hazırladığı kitaptaki bilgiler, bu bakış açısını sorgular nitelikteydi. Daha önce görmediğimiz, duymadığımız, unuttuğumuz pek çok değerli bilgiyle dolu bir kitap. Lafı çok uzatmadan meraklıları da sabırsızlandırmadan kitaptan alıntılarla yazıma devam edeyim:

Mübadele ve Atatürk
“…Osmanlı’da azınlık kabul edilen gayrimüslimlerin durumu Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş anlaşması kabul edilen Lozan’dan çok önce ele alınan bir konuydu. Osmanlı’nın 1.Dünya Savaşı’nı kaybetmesinin ardından imzaladığı Sevr Anlaşması’nın, 4.maddesine göre, ırk-din-lisan itibarıyla ekkaliyetlerin himâyesi konu edilir. 1919/1922 arasında yaşanan savaş şartlarının yarattığı travmadan dolayı Türkiye ve Müslüman taraf, bu ekkaliyet kavramını vatandaşı olmasına rağmen farklı dini inanıştakileri, Türk sayılamayacakları şekilde görmüştür. Aslında, Kurtuluş Savaşı’nda Yunan zaferi ihtimalinde dahi Karamanlıların yani anadili Türkçe olanların topraklarından göç ettirileceği neredeyse kesindi. Paris Barış Konferansı’nda Yunan Başkanı Venizelos, Müslüman Türklerle Hıristiyanların gönüllü ve karşılıklı göç edilmelerini savunuyordu. Bu önerisini, İngiliz temsilci Lloyd George kabul etmedi. Karamanlıların da bu dönemde, başta Atatürk’ün en yakınındaki isimler, Türk olduklarını iddia etmişler ve mübadeleye karşı çıkmışlardı. Buna rağmen Anadolu kökenli ve ana dilleri Türkçe olan Hıristiyanların “Türk kökenli” oldukları iddiası mübadeleyle toprağa gömülmüş oldu…” (Syf:174,176, 177 dip not)

Günümüzde bilinen ezberin tam aksine; Anadolu’da yaşayan ve Türkçe konuşan Ortodoks Hıristiyanların durumuyla ilgili tartışmalar, Cumhuriyetin ilânı, Atatürk ve İsmet İnönü ile direk ilgili bir konu değil. Tam tersi Osmanlı döneminde 1900’lü yılların başından itibaren tartışılan bir konu.

Türk Kilisesi ve Rakip Milliyetçiler
Foti ve Stefo Benlisoy kardeşler, tarafsız bir gözle kılı kırk yararak ortaya çıkarttıkları bilgiler ekseninde akademik hayata yeni kavramlar da kazandırıyorlar. En çok da bilinenin aksine Türk Hıristiyanlar ve Türk Kilisesi kavramını üstüne basa basa objektif bir şekilde, belgeler ışığında dillendirmeleri. Lozan Anlaşması’yla imzalanan Nüfus Mübadelesi’nin üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen Türkiye ile Yunanistan arasında en çok tartışılan konuların başında bunlar gelmektedir. Bu sancıyı, kucağındaki çocuğu büyütmek yerine, öz evladını arayan annelerin sendromu gibi görürüm hep. Aynı sancıyı, aynı anlaşmaya göre Türkiye’ye Yunanistan’dan mübadil gelen Giritliler’de, ana dilleri Yunanca olan Türkiyeli müslüman muhacirlerde de görmek mümkün.

Rakip milliyetçilerin, sürekli vicdanları acı çeken bu insanlar üzerinden birbirine saldırdıkları en çetin konuyu kitap nasıl görüyor? Şimdi gelin hep birlikte kitabın tamamında değişik zaman dönemlerinde bahsi geçen Papa Eftim, Türk Kilisesi ve Türk Hıristiyanlar konusuna geri dönelim:

“…Sonuçta Türk milliyetçi çevrelerinde Karamanlı Hıristiyanların Türk kökenli olduklarına dair kanaat giderek yaygınlaşmış da olsa bu topluluk, zorunlu nüfus mübadelesinden istisna tutulmamıştır. Yani bir Türk Hıristiyanlığının inşa edilmesi girişimi, tam da hâkim milliyetçi projenin sınırlarıyla çatışması neticesinde akamete uğramıştır. Böylece “Hıristiyan Türkler” ve “Milli Türk Kilisesi” girişimi Türk milliyetçiliğinde kat edilmemiş bir patika olarak kalmıştır. Bu çalışmayla şeytanlaştırma/yüceltme ikilemine sıkışmamaya çalışarak Papa Eftim ve onun etrafında şekillenen hadiseler zinciri hakkında daha dengeli bir yoruma ulaşmayı amaçlıyor. Papa Eftim’in yaşadığı Keskin, çok sık Topal Osman, asker kaçakları ve Pontosçuların saldırısına uğruyor. Bu dönemde Papa Efitim, bu bölgede pek çok hıristiyanın, kadınlarla, çocukların kurtarılmasında faydası olmuştur. Bu koşullar altında Patrikhane Bâb-ı Âli’yle doğrudan temas kurmayı rededer, böyle bir dönemde aslen tüccar bir ailenin esnaf çocuğu olan Papa Eftim, Anadolu’da kandırılmış din kardeşlerini silah bırakmaya, dağlardan inmeye çağıran bildiriler dağıtır. Anadolu Rumları, Osmanlı’nın savaşı kaybedip artık Kurtuluş Savaşı dönemlerinde kesin Atatürk’ün yanında yer alır. Hatta Fener’den Patrikhane’den kopma taleplerini belirtirler. Kayseri merkez olacak şekilde; Anadolu Kilisesi’ni yani Türk Patrikhanesi’ni kurmak için çalışmalara başlarlar. Türklerin, Anadolu’daki mevcudiyeti ve Türkçe konuşan Hıristiyanların mevcudiyeti yeni bir olgu değildi. Hatta Osmanlı döneminde de Arnavut ve Yunanlıların bağımsızlaşmasıyla birlikte kendi müstakil kiliselerini kurmaları örnek alınmıştı. Bunun için 1903 yılında Osmanlı Sultanı Abdülhamid’e talepler yapılmıştı…”(Bkz.Syf.21, 30, 37,44, 45, 59…)

Kitabın tamamı belgelere göre hazırlanmış. Okuduğumuz her sayfada “Vay be! Bugün yapılması gereken her şey, bir asır önce yapılmış ve pek çok konu da soğumaya bırakılmış” dedirtiyor. Konular bugünün bilgileri değil; dünden günümüze gelen yazılı evraklarda bulunanlar. Mektuplar, dilekçeler, talepler, eylemler vs… Her şeyi dönemin İkdam, İleri, İmerisia Nea, Kosmos, Tevhid-i Efkar, Ulus, Vakit, Zaman, Ksenofanis,Ethinikos Kiriks, Eklisiastiki Alitheia gibi gazetelerinin haberlerinden öğreniyoruz. Bölgede misyoner ile gözlemcilerin tuttukları raporlara da ulaşılmış. Ayrıca unutmamak lazım, Ekümenik Rum Ortodoks Patrikhanesi dünyanın en değerli ve en önemli el yazması eserlerinin de içinde bulunduğu bir kütüphaneye sahip. Yazarlar, sahip oldukları bütün bu kaynakları da çok dilli, çok kültürlü ve çok ülkeli olmanın avantajıyla objektif olarak değerlendirebilmişler.

Kara Kitap ve Atatürk ?
Hep adını duyduğum ancak muhteviyatı hakkında fazla malumatımın olmadığı meşhur “Kara Kitap” hakkında da dolu dolu bilgiler verilmiş. Bu Kara Kitap ne mi yazmış? O halde yeniden Benlisoylar’ın araştırmalarına dönelim. Unutmayalım ki, konuyla ilgilenen ya da ilgilenmeyen herkes için çok önemli olan bu bilgiler, minicik bir özet sayılabilir. Detaylar ve herkese kendi “Vay be!”sini dedirtecek bilgiler her yerden rahatlıkla ulaşılabilen kitapta bulunmaktadır.

“…Bu dönemde Batı kamuoyunu, Anadolu Rumları’nın karşı karşıya olduğu olumsuzluklar konusunda bilgilendirmek amacıyla Ekümenik Patrikhane, çok sayıda broşür ve bildiri yayınlıyordu. Bunların en etkilisi 1914 ile 1920 yıllarında yayınlanan Kara Kitap’lar…”

Kara Kitaplar ve diğer pek çok yazılı materyalle Ekümenik Patrikhane’nin Batı dünyasını bilgilendirdiği bu dönemlerde Atatürk; Mustafa Kemal Paşa’da yabancı gazetecilere verdiği mülakatta şunları söylüyor:

“…Ben bütün dinlere karşı geleneksel hoşgörü geleneğimizi sürdürüyorum. Hıristiyanlar ve Yahudiler daima tam bir din serbestiyete sahip oldular. Biz, Hıristiyanların ülkemizde mutlu olmasını istiyoruz. Onlara, tam bir dini serbestiyet ve Müslümanlarla eşit haklar tanıdık. Başka ne yapabiliriz?..” (Bkz.Syf.74,78,79,80…)

Ayrılıcıkçı Kapadokyo Komitesi!
Yazıma, “ Türkçe konuşan Ortodokslar’da dahil olmak üzere Anadolu’nun Hıristiyan Romalılar’dan arındırılacağı projesi, dönemin egemenlerinin aldığı bir karardı!..” diyerek başladım. Ne yazık ki yazımı, döneminde çok yoğun tartışmalara neden olan bu karara atıfta bulunan bölümlerle tamamlayacağım: Hatta Halide Edip Adıvar’ın da bu arındırmanın yeni kurulacak Türkiye Cumhuriyeti’nin bekâsı için şart olduğunu Atatürk’e bildiren mektupları da kitaptan okumanızı tavsiye ederek:

“…Anadolu Hıristiyanlarının Türkçe konuşanlarının Türk kökenli olduğu, Türk /Yunan Savaşı’nda Atatürk’ün yanında yer aldıkları, Ankara Hükümeti ve politikalarını destekledikleri bilinmesine rağmen gayrimüslimlere yönelik şüpheler artarak devam ediyordu. Sinasoslu cemaatin bir bölümünün de içinde bulunduğu pek çok kişi Ayrılıkçı Kapadokya Cumhuriyeti Komitesi’ni kurmakla suçlanır. Çoğu yargılandıkları İstiklâl Mahkemeleri’nde suçsuz bulunarak serbest bırakılırlar. Halide Edip’in savaş sırasında Mustafa Kemal’e yazdığı bir mektubu bu kuşkuları açıkça örnekler. Papa Eftim ve ailesi, Milli Mücadeleye sundukları hizmetlerden dolayı İcra Vekilleri Heyete kararıyla mübadelenin dışında tutulur. Ankara’nın da İstanbul’da kalacak olan Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin gücünü denetimi altına alacak Türk Ortodoksları’na da ihtiyacı vardı. Ne var ki, Anadolu’da hiç Türkçe konuşan Ortodoks nüfusun kalmaması bu projenin de düşünüldüğü şekliyle hayata geçirilmesini önledi…” (Bkz.Syf. 170, 171…)

Şehir Efsaneleri Kaldı
Dünyada, bu dönem yani 19. ve 20.yy’da yapılan nüfus değişimi anlaşmalarında kişilerin milliyetini, etnik kökeni ile konuştuğu ana dil yerine inandığı dinin belirlediğini görüyoruz. Hatta Yunanistan ile Türkiye arasındaki nüfus mübadelesinin baş mimarı İngiliz Lloyd Georg, artık ne kadar gerçek bilinmez. Yakınlarına naklettiği bilgiye göre: Mübadeleyle gerçekleştirilen nüfus değişimi sırasında, özellikle Anadolu’nun doğal nüfus yapısının tamamen bozulmuş olmasından dolayı üzüntü duyması. Görgü tanıklarının naklettiği bir diğer üzüntü ise Atatürk’ün, Türkofonların, Yunanistan’a mübadeleyle gönderilmelerine müsaade etmesi…

Bundan sonrasını artık geri dönüşü olmayan şehir efsaneleri olarak kabul etmek lazım. İngilizlerin inanmak istedikleri efsaneye göre; Anadolu, koruyan, saklayan ve dönüştüren kültürüne göre yüz binlerce gidenlerle aynı gen yapısından Türkofon’a yurt olmaya devam ediyor. Kimi efsaneye göre Anadolu, Hittitlilere kadar uzanan zengin bir gen popülasyonuna sahip ve bu gen yaşamaya devam ediyor. Her kesin kadim insanlık tarihinde inanmak istediği bir öyküsü vardır. Lakin tek gerçek, Karamanlılar’a ister aşağı tabakaya mensup, kaba saba insanlar deyin isterseniz çok kültürlü!..Bu gök kubede bir hoş sâda idi. Kapadokya başta olmak üzere kadim Anadolu topraklarının kadim halkları olarak yaşadılar ve arkalarında hiç kapanmayan boşluklar bırakarak gittiler.

Meraklıları için Not:

Kitap, Nelerden Oluşuyor?
Bugüne kadar yurtiçi ve yurt dışındaki konuyla ilgili çok sayıda kaynaktan elde edilen bilgilerin toparlandığı ilk eser olarak kabul etmek lazım. Aynı zamanda pek çok soru işaretlerini de giderecek zenginlikte hazırlanmış. İki bölümden oluşan çalışma; Kayserili Ortodoks ruhani Papa Neofitos’un “Milli Felaket” adlı kitabındaki Karamanlıca şiiriyle başlıyor.

“İsmet Paşa Venizelos geldiler/Trampa yapmaya karar verdiler/Acap bunu bir ferde mi sordular/Dünya kurulalı görülmemiştir/Türkiyadan kaldırdılar bizleri/Kan ağlayor hepimizin gözleri/Heç kimsenin gülmez oldu yüzleri/Bir yadigirgi yere sürdüler bizleri/ Kilisayı mektepleri terk ettik/Eşyaları paraları sarfettik/Andalayi (mübadele) yapanlara kahrettik/Her birimiz bir tarafa atıldık”

Kitapta Papa Eftim’in hayatı, yaptıkları çalışmalar, Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki faaliyetleri, cemaatler arasındaki rekabet ve çatışmalar, iş birlikleri, Türk ortodoksluğunun inşası, Papa Eftim’in çalışmaları ve Papa Eftim’den önce de Osmanlı döneminde ruhanilerin Kayseri merkezli Türk Ortodoks Patrikhanesi kurulması için sarfettikleri çabalar, Eftim’in İstanbul’a gelişi. İkinci bölümde Anadolu ve Anadolu’daki Hıristiyan ahalinin Milli Mücadele dönemi ve sonrasındaki durumları, Yunan Milli Cemaati’ne dâhil oluş süreçleri ile Hıristiyan Türkler ile Laiklik ve Gayrimüslim Türkler gibi konulara, alt başlıklar halinde geniş yer verilmiş. Konu başlıkları ise şu şekilde seçilmiş: “Müslüman Rumlar, Türk Görünümlü Yunanlar, Kapadokya:Umutla Ulusunu Bekleyen Toprak, Türk Yurdunun Kalbi, Turaniler ve Paralı Askerler, Türk Ortodoksları Miti, Osmanlı Müslüman Milleti ve Hıristiyan Türkler”

Kitapta, Mustafa Kemal Paşa, Ziya Gökalp, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Halide Edip Adıvar, Yusuf Akçura, Yaşar Nabi, İsmet İnönü, Rıza Nur, Avram Galanti, Ahmet Ağaoğlu, Kazım Karabekir,Ahmet Emin Yalman, Sokratis Krinopulos, İoanis Kalfaoğlu, Konstandinos Vayanis Paşa, Konstandinos Adosidis Paşa, Aristidis Yorgancıoğlu, Teoman Ergene, Patrik Atinagoras, İstamat Zihni, Patrik Meletios Metaksakis, İsmet Paşa, Damianos Damianidis gibi daha burada adlarını zikretmediğimiz çok önemli isimler ile bu süreçte ki rolleri gözler önüne seriliyor.


    Yorumlar

banner124
Hava Durumu
Tümü Anket
Türkiye'de İdam Cezası Gelsin Mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Linkler
E-Gazete
  • HAVADİS TÜRK - İnternette Haberin Adresi - 28 Aralık 2015 Manşeti
Karikatür
  • Oof Off
Arşiv