KUYUCU PAŞA

03 Ekim 2018, 21:20
KUYUCU PAŞA
" KUYUCU PAŞA "

Osmanlı devletinde yetişmiş nice paşalar hepimizin malumudur fakat bir paşa varki, nasıl bilirdiniz sorusuna zalim diyen de var âlim diyende.
Murat Paşa, nam-ı değer Kuyucu Murat Paşa.

Peki, kimdir Murat paşa?
Tarihçiler Hırvat asıllı olduğunu ve 1535 yılında doğduğunu belirtirler. Devşirme yolu ile Osmanlı’ya gelen Murat paşanın kaç yaşında devşirildiği hakkında da bilgiler eksiktir. Murat paşa’nın ilk hizmeti Mısır’da olur (1554). Mısır beylerbeyi Koca Sinan Paşa ile Yemen’in fethinde görevlendirilir. Fetihten sonra buraya önce vali sonra da beylerbeyi olur. Mısır’da görev yaptığı sırada imar ve bayındırlık işlerine ağırlık verir; su sıkıntısı çeken bölgelere su tesisleri kurar. Murat paşa, yaklaşık on beş yıl süren ve bitmek bilmeyen Osmanlı-Avusturya savaşının sona erdirilmesi için görevlendirilir. Aynı zamanda müzakereler yapmak ve anlaşma imzalamak için de yetkiler verilir ve Osmanlı heyetine de başkanlık eder. İki ülke arasında 11 Kasım 1606 yılında Zitva suyunun Tuna ırmağına döküldüğü yerde bir barış anlaşması sağlanır. Murat paşa tarafından imzalanan ve tarihe Zitvatorak diye geçen antlaşmaya göre Estergon, Eğri ve Kanije gibi kaleler Osmanlılarda kalır. Tarihçiler bu antlaşmanın ilk bakışta Osmanlı lehine gibi gözükse de aslında, Osmanlı devletinin Avusturya karşısındaki üstünlüğünün bu antlaşmayla sona erdiğini ifade ederler.
Uzun yıllardır devam eden Avusturya ile olan savaşı bitirmesinden dolayı Murat paşa’nın namı ve ünü artmıştır. Şeyhülislam Sunullah Efendi’nin tavsiyesi ile Kuyucu Murat Paşa’nın sadrazamlığa atanması kararlaştırılır.

Mühr-i Hümayun, Vezir Murat Paşa’ya gönderilir. Padişah kendisine şu anlamda bir hat yazmıştı:
‘’Sen ki Vezirim Murat Paşa’sın, hiç kimsenin telkini ve ricası ile olmaksızın sadece kendi arzumla sana vezir-i azamlığa verdim. Ve Mühr-i Hümayunumu gönderdim. Ümit edilir ki, Cenabı Hak her işinde yardımcın olur. Göreyim seni, her işte nasıl çalışacaksın? Bir gün önce buraya yetişmeğe gayret et.’’

İşte tamda bundan sonrasında Murat Paşa, kuyucu ünvanını alacağı celali ile mücadelesi başlar.

Murat paşa’nın celali isyanını sert biçimde bastırması onun zalimliğini ortaya çıkardı diyen tarihçilerde mevcut. Fakat şu iyi bilinmelidir ki celali isyanlarının ne olduğunu bilmeden, anlamadan yorum yapılmamalıdır. Celali denilen eşkıya ordusu halkı bezdirmiş, tarlaları yakıp kavurmuş, zaten zor durumda olan halk usanmış ve köyden kente göç başlamış. Göç yapacak durumda olmayanlar ise celali eşkıyalarının yanında saf tutmuşlardır.

Murat paşa eğer sert tedbirler almasaydı celali isyanları belki de bastırılamaz, Osmanlı devleti ta o zamandan parçalanmaya başlardı.

Canpolatoğlu ve Kalenderoğlu ile yapılan mücadelelerde Murat Paşa, halk arasında atından inip toprağa yüz sürüp gözyaşları dökerek şu duayı yapardı:
‘’ İlahi, bugün düşman katlinde ben kulunu mahcup etme! Pirliğime merhamet eyle! Din-i mübin ve peygamberimizin şeraiti ianeti için niyetimin doğruluğu ve şeriat namusunu parçalayan müfsitlerin ortadan kaldırılması babında garezsizliğim dergâh-ı ehadiyetinde malumdur. Senden yardım rica ederim’

Bu savaşlarda muvaffak olduktan sonra otağının etrafında kuyular kazdırıp yakalananları kılıçtan geçirilip kuyulara doldurulurdu. Bunu gören halk bu tarihten sonra Murat Paşa’ya Kuyucu lakabını verir. Bir başka kaynakta ise bu lakap 1585’te Karaman Beylerbeyi vazifesindeyken, Özdemiroğlu Osman Paşanın komutasında Tebriz Seferine katıldığı, Tebriz civarındaki savaşın en kritik anında atı ile beraber savaş meydanındaki kuyuya düştüğü, Hamza Mirza kumandasındaki Safevi kuvvetlerince esir alınıp hapsedildikten sonra 1590 Osmanlı-Safevi Antlaşmasına kadar İran’da kaldığından ve atıyla kuyuya düşmesinden dolayı “Kuyucu” lakabı verildiği söylenir.

Hatta birgün otağın önünde kazılan kuyuları izlerken halk arasından bir çocuk getirdiler paşa’ya. Murat paşa sübyana : ‘’ sen nerdensin neden düştün celaliye’’ diye sorar. Sabi çocuk ‘’ falan diyardanım, kıtlık sebebi ile babam beni alıp bunlara katıldı. Boğaz tokluğuna yanlarında gezerdik’’ der. Kuyucu ‘’ baban ne idi’’ diye sorunca çocuk ‘’ şeştar çalardı ‘’ diye cevap verir.

Vezir-i a’zam Murat Paşa başını sallayarak acı acı güler ve: ‘’ hay! Yani Celalileri şevke getirirdi’’ diye çocuğun katledilmesini emreder. Fakat cellâtlar: ‘’ bu sabi masumu neden öldürelim’’ diye çekilirler. Murat Paşa emrinin neden geciktiğini sorup cevap olarak cellâtların o masum çocuğa merhamet ettiklerini öğrenince, yeniçerilerden biri öldürsün diye emreder.

Yeniçeriler ‘’ biz cellât mıyız? Cellâtlar bile merhamet etti’’ diye onlarda geri çevirirler. Paşa bu sefer kendi iç oğlanlarına emreder. Onlar bile kabul etmeyip dağılırlar.

Bu sefer Murat Paşa oturduğu yerden kalkar, kılıcını kınından çıkarıp sübyanın kafasını uçurur ve onu kuyuya atar. Ardından etrafına bakarak şunları söyler;
‘’ Malumdur ki, Kalenderoğlu ve Kara Sait gibi eşkıya, anasından at ve mızrak ile doğmadı. Hep böyle sabi idiler. Ba’dehu büyüyüp âlemi fesada verdiler ve nice bin nüfusu katl ve gaaret ettiler. Bu oğlan bunlarla gezip iptida bunların hasletlerinden terbiye bulmuştur, büyüdüğünde bu fesadın lezzeti dimağından gitmez. Bin terbiye olsa salah bulmayıp akıbet bu da bir bela olması muhtemeldir. Fesadın kökünü kesmek, bu makulelerin birine merhamet olunmayıp ortadan kaldırmak ile olur.’’ Diye sözüne son verir.

İlk dönem tarih kroniklerine baktığımızda Paşa için kimi zaman aşırı ithamlar olduğu söylenir. Fakat bunun yanında kendisi için “yapılması gerekeni yaptığı” tespiti hep görmezlikten gelinir. Örneğin Peçevi Tarihi’nde paşa için asileri murdar gibi kuyulara doldurttuğu belirtildikten sonra “Cesaretli, gayretli, saltanatın namusunu korumakta çok gayretli, bir devlet sahibi idi” denilmektedir.

Olayı ideolojik saplantılar perspektifinden tahlil etmeye çalışanları bir kenara koyacak olursak, hemen hemen bütün muteber kaynak ve biyografiler onun devleti adına çok büyük hizmetler gördüğünde ve hatta Anadolu’da dağılan birliği yeniden kurduğunda müttefiktir. Paşa, devrin padişahı I. Ahmed Han tarafından büyük iltifatlara kavuşmuş, bir kangren haline dönüşen isyankârları, bütün bir vücuda (imparatorluğa) sirayet etmeden ber-taraf etmiştir.

Selam ve Dua ile ……Şennur Beyse





    Yorumlar

banner124
Hava Durumu
Tümü Anket
Türkiye'de İdam Cezası Gelsin Mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Linkler
E-Gazete
  • HAVADİS TÜRK - İnternette Haberin Adresi - 28 Aralık 2015 Manşeti
Karikatür
  • Oof Off
Arşiv