PONTOSLULAR ve ANADOLULULAR !..

18 Ocak 2018, 08:33
PONTOSLULAR  ve ANADOLULULAR !..
Nurten Ertul - Gazeteci Yazar
Entelektüel tartışmalara Havadistürk’de devam ediyoruz.

Bu yazımızın konusu da sürekli duyduğumuz fakat ne olduğunu bilmediğimiz Anadolumuzla  Karadenizimizin binlerce yıldan beri herkesin kendi düşüncesine göre yorumladığı tarihi… Bakalım bu sefer İlk çağ ve Ortaçağ’dan günümüze kadar gelen Pontos (Karadeniz), Kapadokya (Anadolu), Komagene  ile Armenia Krallığı kavramları bizleri nerelere götürecek? Tarihin hangi kıvrımlarında kendimizden izler bulacağız? Bu yüzden sizleri fazla merakta bırakmadan Prof.Dr. Oğuz Tekin’in İletişim Yayınları’ndan çıkan “Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş” adlı çalışmasının ışığında bugünümüzü aydınlatacak sırlarla dolu labirentlere, hep birlikte dalalım istiyorum!..

Hazır mıyız?
Pek çok bölge adı ne yazık ki bugün gerek iç siyasette gerek dış ilişkilerde gerçek anlamları bilinmediği için sürekli bir tartışma konusu haline getirilmiştir. Bunların başında Pontos (Karadeniz) kavramı pek çoğumuzun bildiği gibi Yunanlılara mal edilir ve günlük hayatın içinde sürekli bir kavga konumuzdur. Kavramları ve anlamlarını bilmediğimizden dolayı Kapadokya (İç Anadolu). İlk çağda Urartuların hüküm sürdüğü bölgede tarih sahnesine çıkan Armenia Kralliği ile Kommagene Krallığı. Bugün bu kavramları temsil eden bölgeler, ülkemizin en önemli toprakları arasında. Gelin görün ki bu zengin geçmişimiz bilinmediği için sürekli, yanlış kavramlarla özellikle sosyal medyada birbirimize saldırdığımız konularımızdandır.  Bu yüzden sırayla Pontos, Kapadokya, Armenia ile Kommagena Krallıkları nedir ne değildir şeklinde kısa bir zamanda yolculuk yapalım mı?

VENİ, VİDİ, VİCİ
Bu kavramların içinde en tartışmalı olan Pontos’dan başlayalım:  Anadolu’da Kızılırmak ve Kapadokya ile sınırları olan bir krallık. Pers soylularından Mithradateslerin adını taşır. Bilinenin aksine Pontos Yunan-Helen Krallığı değil Pers kökenli bir krallıktır. Karadeniz bölgesinin antik çağdaki adı Pontos’tur. Hatta Roma İmparatorluğu’nun yayılmacılığı karşısında dönemin bütün Anadolu halklarının da savunuculuğunu yapmıştır. Pontos kralları Mitradesler, dönemlerinde aynı zamanda yayılmacılıklarıyla meşhurlar. Bu yüzden Kapadokya Krallığı, Armenian Krallığı, Bithnia (İznik) gibi bölgelere sürekli akınlar düzenleyerek, buraları da hâkimiyetleri altına almışlardır. Ne yazık ki yayılmacı politikaları kısa olmuştur. Nihayetinde tarih sahnesinden "M.Ö 47 yılında Roma'nın Yöneticisi Jül Sezar’ın emrindeki orduyla, Tokat Zile’de ki çarpışmayla çekileceklerdi. Bütün Anadolu’nun ve Kafkasların en yayılmacı ve iz bırakan Pers kökenli Pontos Krallığı’nı ortadan kaldıran Sezar’ın meşhur sözü de “veni, vidi, vici-geldim/gördüm/yendim” Zile (Tokat)’deki savaştan sonra tarihe geçmiştir."
FARKLILIKLARIN MERKEZİ KAPADOKYA!..
Gelelim ne olduğunu fazla bilmediğimiz; buna karşılık özellikle sosyal medya üzerinden çok tartışılan bir diğer bölgemize Kapadokya’ya!.. Helen uygarlığını, dünyanın doğusuna taşıyan Makedonya Kralı Büyük İskender döneminde Kapadokya Krallığı kuruluyor. O güne kadar Pontos – Pers saldırılarından korunmaya çalışan,  yerel halkların yaşadığı bir bölge.  “Güzel atlar ülkesi” anlamına gelen “Kapadokya” adını da Persler veriyor. Çok sayıda yerel halk, farklı lehçelerde konuşuyorlar. Dil ve kültür birliğinin Büyük İskender döneminde kurulabilmesi için çok çaba harcanıyor. Fakat yine de Helen-Yunan kültürü, yerli halkın direncinden dolayı tam olarak yerleşemiyor.  M.Ö.3.yy’da Büyük İskenderle başlayan Helen krallık dönemine, Roma son veriyor. Bu yüzyıldan sonra Kapadokya artık Roma’nın bir eyaleti olarak kalıyor. Ta ki Müslüman akınlarına ve ardından Selçuklu Türklerinin yerleşmesine değin.  Kapadokya’nın ilk ve ortaçağ boyunca en dikkat çeken iki yerleşim bölgesi Tyana (Niğde- Kemerhisar) ile Kilikya (Akdeniz-Adana) yolu üzerinde bulunan Mazaka (Kayseri).
Anadolu topraklarının geçmişi binlerce yıl öncesine dayanıyor. Burada aktardıklarımız unutmayalım ki sadece M.Ö. 3.yy’dan sonra yerini Roma’ya bırakan Helenistik krallıklar dönemi. Bu dönemin artık bizim yaşadığımız topraklarda öne çıkanların bir kaçına  kısaca bir göz atıyoruz:

ARMENİA KRALLIĞI’NDAN EYALETE
Şimdi gelin aynı dönemlerde coğrafyamızın en tartışmalı krallıklarından birisine daha Armenian Krallığı’na bir uğrayalım bakalım; burada neler olmuş? Armenialılar, Urartuların egemenliğindeki topraklarda hüküm sürdüler. Urartuları, tarih sahnesinden Persler sildi. Henüz o dönem devletleşememiş Armenialılar, Büyük İskender’in Persleri yenmesi üzerine bağımsızlaştılar. Suriye’ye kadar uzanan geniş bir sahada hüküm sürdüler. Ne var ki M.Ö.66’da Roma’ya bağlı vasal bir krallığa dönüştüler. Zaman zaman da Roma’nın bir eyaleti gibi varlıklarını sürdürdüler.

NEMRUT’UN KRALI !..
Bu bölgede Armenian Krallığı’na uğrayıp da Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep gibi kentlerde kurulan dönemin en güçlü krallığından; Kommagene’den bahsetmemek mümkün mü? Şimdi de hep birlikte doğunun en gizemli krallığına Kommagene’ye konuk olalım: Bölge Roma’ya kadar Seleukos Krallığı’nın egemenliğindeydi. Bu bölgenin, üst düzey yöneticilerinden Ptolemaios, krallığın zayıflaması üzerine kendi yönetiminde Kommagene’yi kurdu. Adıyaman’ın Nemrut dağında tanrı heykelleri ve kabartmaları ile bugünümüze de tepeden bakan Kommagene de daha sonra yerini Roma’ya bıraktı…
Burada altı ve üstü yaşanmışlıkların izleriyle dolu tarihte gezimizi noktalarken, doğru bilginin her zaman yanlışa galip geleceğinin de altını çizmekte fayda var. Üstelik yaşadığımız, üzerine hanlarımızı hamamlarımızı, geleceğimizi inşa ettiğimiz toprakların geçmişini doğru bilmemize herkesten çok bizim ihtiyacımız yok mu dersiniz?

KAPALI KAPILARDAN SIZAN TARTIŞMALAR!..
Dünya yeni bir yüzyıla çoktan girdi. Ancak geride bıraktığımız İlk Çağ ve Orta Çağ’dan günümüze ulaşan sayısız belge, bilgi, doküman, sikke ve eserlerden hala bilim dünyasının ortak değerlerde buluşamadığına tanık oluyoruz. Dünyanın önünde bulunan geleceğin ise bize ne gibi sürprizler hazırladığı şimdilik muamma!.. Bütün zamanımızı çalan günlük hayatın kaygılarından uzaklaşarak, entelektüel dünyanın kapalı kapılar ardında, dar bir çevrede tartıştıkları pek çok konuyu buradan sizlere aktaracağız.  “KAPALI KAPILARDAN SIZAN  ENTELEKTÜEL TARTIŞMALAR!.. “ adıyla bu yazımızda da yine Prof.Dr. Oğuz Tekin’in alanda temel eserlerden birisi kabul edilen “Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş” adlı kitabından faydalandık. Bugün bile doğru bilinmeye ve tanınmaya muhtaç olan ilk çağ krallıklarından Pontos, Kapadokya, Armenian ile Kommagene’yi anlattık.

    Yorumlar

banner124
Hava Durumu
Tümü Anket
Türkiye'de İdam Cezası Gelsin Mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Linkler
E-Gazete
  • HAVADİS TÜRK - İnternette Haberin Adresi - 28 Aralık 2015 Manşeti
Karikatür
  • Oof Off
Arşiv