Roma mı Bizans mı?

05 Aralık 2017, 04:24
Roma mı Bizans mı?
Nurten Ertul - Gazeteci Yazar
ROMA MI BİZANS MI?

Dünya, ilginç bir döneme girdi. Doğru bildiklerimiz yanlış, tartışmaya yer bırakmayacak şekilde yanlış bildiklerimizin de doğruluğuna tanık oluyoruz. Dünyanın yuvarlak olduğundan tutun da Roma İmparatorluğu’nun adının Bizans olmasına değin her alanda düalizmi yani ikili yapıyı görüyoruz, yaşıyoruz ve tartışıyoruz…

Bu hafta, bizzat tanık olduğum bir bilimsel tarih sempozyumunda katılımcılarla dinleyiciler arasında tartışmaya neden olan bir konuyu paylaşmak istedim. Düalizmi yani iki farklı görüşten taraftarı olan konulardan birisi, bizim de bir şekilde mirasçısı olduğumuz bir imparatorluğun yani Roma’nın adı üzerinde odaklanıyor. İmparatorluğun adı Bizans mı Roma mı?Bu ilginç ve gerçekten taraftarlarının ciddi bir entelektüel tartışma yaşadıkları konuyu, sizlerle de paylaşmak istedim. Dünyanın en uzun süre hüküm süren imparatorluğunun adı ne? Bu yüzden sizleri, daha fazla merakta bırakmadan bilimsel bir tarih sempozyumuna damgasını vuran “Adı ne?” konulu entelektüel tartışmayla sizleri baş başa bırakmak istiyorum…

Geçtiğimiz ay içinde İstanbul Araştırmaları Enstitüsü tarafından Beyoğlu’nda Pera Müzesi’nde “İstanbul’da Bizans’ı Keşfetmek” başlığıyla yerli ve yabancı katılımcılardan oluşan bir sempozyum düzenlendi. Üç gün süren sempozyuma, kendi alanında değerli çalışmalara imza atan çok sayıda bilim insanı katıldı. Ne var ki, sempozyuma damgasını vuran, Türkiye topraklarında hüküm süren, kimimizin Doğu Roma kimimizin Bizans olarak bildiği imparatorluğun gerçek adının ne olduğu, ne zaman yıkıldığı ve sınırları konusu oldu.

Sempozyuma katılan bazı Alman bilim insanlarının tartışma konusu bile yapmak istemedikleri ve kendilerine yöneltilen “Roma mı Bizans mı?” şeklinde soruya cevap vermeyi reddettikleri konuyu, ben de bizden bir bilim adamına Prof.Dr. Oğuz Tekin*’e sordum: Oğuz Tekin Hocamız da bir bilim adamına yakışan tarafsızlık içinde hiç öfkelenmeden ve “Artık yeter çok oldunuz!” demeden “Bizans mı Roma mı?” sorusunun cevabını, uzun uzun anlattı. Hatta İletişim Yayınları’ndan çıkan Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş adlı kitabını da bizlere hediye etti.

1453’de BİTEN EFSANE
Roma’nın Batı yarısının yıkıldığı MS 476 yılından itibaren alacak olursak, bizim coğrafyamızda yaklaşık 977 yıl hüküm süre doğu yarısı, hepimizin bildiği gibi Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u 1453 yılında fethetmesiyle son buldu. Geleneksel kuruluş tarihi olan MÖ 753’ten son bulduğu tarihe kadar bütün resmi kayıtlarda, Roma olarak karşımıza çıktı. Bu devletin içinde yer alan farklı toplumlar, kendilerini Roma’ya ait gördü ve kendilerine “Romalı” dedi. Bu yüzden Alman bilim adamlarının sorusuna bile tahammül edemedikleri için cevaplamadıkları “Roma’nın nasıl Bizans’a” dönüştüğünün öyküsünü şimdi gelin hep birlikte Oğuz Tekin’den dinleyelim:

NEDEN BİZANS?

“Aslında,kimilerince Doğu Roma kimilerince -fakat çok daha yaygın biçimde kullanıldığı üzere- Bizans olarak tanımlanan imparatorluk, geleneksel olarak MÖ 753’te küçük bir şehir-devleti olarak kurulan Roma’nın devamı. Bu açıdan bakarsak, Roma MÖ 8. yüzyılda kuruldu, 1453 yılında yıkıldı. Diğer bir deyişle, kuruluşundan yıkılışına kadar Roma, hep Roma’ydı, ne Doğu Roma ne de Bizans gibi bir adlandırması yoktu. İster Krallık yönetimi, ister Cumhuriyet yönetimi, isterse İmparatorluk yönetimi altında olsun Roma’yı oluşturan insanlar kendilerini hep Romalı olarak bildi, o şekilde tanımladı. 16. yüzyılda Alman tarihçi Hieronymus Wolff’un Roma İmparatorluğu’nun idari açıdan ikiye ayrılmasından yola çıkarak imparatorluğun doğuda kalan yarısını tanımlamak üzere literatüre kattığı bir isimdir Bizans. Bu kelimenin kullanılmasının amacı da araştırmacıların, 2200 yılı aşkın bir süre Akdeniz coğrafyasında varlığını sürdüren devasa bir imparatorluğun dilini ve dinini değiştirmesiyle ortaya çıkan yeni kültürel ve siyasal yapıyı ya da dönüşümü daha rahat ve kolay anlatabilmeleri içindi. Aksi halde, araştırmacıların ya da meraklıların “Hangi Roma?” sorusuyla karşılaşmaları kaçınılmaz olacaktı. Yani, Doğu Roma’nın doğu yarısını Roma’nın geri kalanından ayırabilmek ve tarihçilerin, imparatorluğun doğusunda kalan yarısına ilişkin araştırmalara rahat ulaşabilmesi için kullanılmaya başlandı Bizans. Bu yüzdendir ki Roma’nın batı yarısının yıkılmasından sonra varlığını sürdüren Roma’nın doğu yarısı “Doğu Roma” veya “Bizans”olarak anılmakta. Ancak Roma’nın Doğu Roma’ya veya Bizans İmparatorluğu’na (her iki adlandırma da sonradan yapılmıştır, yakıştırmadır) dönüştüğünü yıkılana değin yaşayan hiçbir Romalı bilmedi ve böyle bir tanımlama kullanılmadı.
Bizans adının seçilmesi de tesadüf değil: Bir Yunan koloni kenti olarak İstanbul, Megaralı Byzas tarafından kurulmuştu ve adı da Constantinopolis olarak değişene kadar Byzantion idi. Bu yüzden Alman araştırmacı, Doğru Roma dediğimiz Roma’nın doğu yarısını rahat tanımlayabilmek ve kavram karmaşasına neden olmamak için Bizans adını kullandı. Bu kavram zamanla literatüre yerleşti ve Roma’nın doğu yarısı için kullanılır oldu.

İSTANBUL VE ROMA
Roma imparatoru Büyük Theodosius, imparatorluğun kolay yönetilmediğini görerek idari açıdan ikiye ayrılmasının daha iyi olacağını düşünüyordu ve bunu uygulayacağının işaretini veriyordu. Nitekim, ölümünün ardından Roma İmparatorluğu’nun idari açıdan Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldığını görüyoruz. Büyük Constantinus Roma’nın, İmparatorluğun başkenti olarak zayıflığını ve emniyetsizliğini gördüğünde yeni bir başkente daha ihtiyaç duydu. Stratejik mevkisi ve ticaret yollarına yakınlığı nedeniyle Megaralı Byzas’ın kurduğu Byzantion’u (İstanbul) seçti, alternatif başkent olarak. Daha sonra Byzantion adı, imparatorun adından dolayı Constantinopolis olarak değiştirildi. Kent, Yeni Roma’nın başkenti olduktan sonra dünya ticaretinin merkezi haline getirildi. Şehir baştan aşağıya yeniden onarıldı, dünyanın ilk üniversitesi yapıldı ardından ticaret yolları, ibadethaneleri, şehirleri koruyan güçlü surları, su yolları, sarnıçları, saraylarıyla mamur bir hale dönüştürüldü. Böylece, kanunları ve senatosuyla dünyanın en uzun ömürlü imparatorluğu olarak anılan Roma, 1453 yılına değin varlığını sürdürdü. Roma İmparatorluğu’nun ömrü Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u almasıyla son buldu.”

ROMA NEDEN BİZANSLAŞTI?

Roma ve başkenti Constantinopolis, Ortaçağın en gelişmiş ticaret ve kültür merkezlerinden biriydi. Bu yüzden aynı dönemlerde fakirlik, açlık ve hastalıklardan kırılan batı dünyasının her zaman ilgi odağı oldu, doğunun bu zenginliği. Sürekli barbar saldırılarıyla karşı karşıya kalan Yeni Roma, kendini koruyabilmek adına topraklarını genişletti, çok dilli ve çok farklı kimliklerden oluşan zengin bir imparatorluğa dönüştü.

8.yy başlarında İmparator Heraclius döneminden başlayarak, Latince yerini Yunancaya bırakmaya başlamıştı. Kanunlar da Yunancaya çevrildi.
Yukarıda anlattıklarımızı tek bir paragrafta ifade edersek: Fatih Sultan Mehmed’in topraklarını fethettiği ya da yıktığı devletin resmi ve doğru adı Bizans DEĞİL Roma’dır; “Doğu Roma” ve “Bizans” adları bu devletin yıkılmasından çok sonra tarihçiler tarafından iliteratüre sokulmuştur; kendi döneminde yoktur. Neden? Çünkü, Roma’nın çok tanrılı dini (paganizm) bırakıp tek tanrılı dini (hıristiyanlık) ve asıl dili olan Yunancayı bırakıp Latinceyi benimsemesi Roma kültüründe çok önemli bir değişimi de beraberinde getirmişti. İşte bu değişim / dönüşüm ancak farklı bir adlandırmayla daha rahat anlaşılabilirdi. Bizans (veya bazen Doğu Roma) adı bunun için icat edildi ve yerleştirildi. Bilim adamları açısından Bizans adının anlaşılmasında ve kullanılmasında hiç bir sakınca yoktur, aksine fikir birliği vardır.”

KAPALI KAPILARDAN SIZAN TARTIŞMALAR!..

Dünya yeni bir yüzyıla çoktan girdi. Ancak geride bıraktığımız İlk Çağ ve Orta Çağ’dan günümüze ulaşan sayısız belge, bilgi, doküman, sikke ve eserlerden hala bilim dünyasının ortak değerlerde buluşamadığına tanık oluyoruz. Dünyanın önünde bulunan geleceğin ise bize ne gibi sürprizler hazırladığı şimdilik muamma!..

Bütün zamanımızı çalan günlük hayatın kaygılarından uzaklaşarak, entelektüel dünyanın kapalı kapılar ardında, dar bir çevrede tartıştıkları pek çok konuyu buradan sizlere aktaracağız. Böylelikle gelecekte ve yakın zamanda herkesin hayatını etkileyebilecek farklı konuları hep birlikte büyüteceğiz. İlk sayımızı bu yüzden tarihin en uzun ömürlü aynı zamanda mirasçısı olduğumuz Roma İmparatorluğu’na ayırdık.

Bilinen adıyla Bizans ya da Roma’yla ilgili günümüze ışık tutacak pek çok şaşırtıcı bilgiyi, buradan “KAPALI KAPILARDAN SIZAN ENTELEKTÜEL TARTIŞMALAR!.. “ adıyla paylaşmaya devam edeceğiz.

“Roma mı Bizans mı?” konusuyla ilgili sıcak konuları Prof.Dr. Oğuz Tekin’den aktarmaya devam edeceğiz...

   


















*Prof. Dr. Oğuz Tekin kimdir?

1958 yılında Ankara doğdu. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nde klasik arkeoloji öğrenimi gördü. 1984 yılında aynı fakültenin Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’na Araştırma Görevlisi olarak atandı. 30 yılı aşkın bir süre öğretim üyesi ve anabilim dalı başkanı olarak çalışmıştır.

1987’de “Perge Kazılarında Bulunan Sikkeler” başlıklı çalışmasıyla yüksek lisansını; 1991’de “Aspendos Sikkeleri” adlı çalışmasıyla doktorasını tamamladı ve aynı yıl Yardımcı Doçent kadrosuna atandı. 1993’te Doçent ünvanı alan Tekin, 1999’da profesörlüğe yükseltildi.
1 Ocak 2017 tarihinden itibaren ise Koç Üniversitesi Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkezi direktörü olarak görev yapmaktadır.

Eskiçağda İstanbul’da Balık ve Balıkçılık, Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş, Eski Anadolu ve Trakya, Suna ve İnan Kıraç Vakfı için Pierre Willemart Sikke Koleksiyonu, Antik Anadolu Bibliyografisi gibi döneme ait çok sayıda eserin yazarı ve çevirmenidir. Eskiçağ pazarları, sikkeler ve ticari ağırlıklar konusunda çalışan Tekin, Sylloge Nummorum Graecorum ve Corpus Ponderum Antiquorum et Islamicorum projelerinin de editörüdür.


    Yorumlar

banner124
Hava Durumu
Tümü Anket
Türkiye'de İdam Cezası Gelsin Mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Linkler
E-Gazete
  • HAVADİS TÜRK - İnternette Haberin Adresi - 28 Aralık 2015 Manşeti
Karikatür
  • Oof Off
Arşiv