SARI KIRMIZI AŞK

01 Mart 2018, 01:11
SARI KIRMIZI AŞK
Sarı-Kırmızı Güller ve ‘’Mekteb-i Sultani’’
SARI KIRMIZI AŞK

Sultan 2. Bayezid, sekizinci Osmanlı padişahı, babası Fatih Sultan Mehmed annesi Gülbahar Hatun’dur.
Küçük yaştan itibaren tam bir özen ile yetiştirilmiş olan Şehzade Bayezıd devrin en mümtaz alimleri elinde tahsil gördü. İlim sahibi takva, adalet ve merhametten vakarlı ve hilmiyle meşhur olduğu için ‘’Veli’’ lakabı ile anılmıştır.
Savaşlarda bir âdet edinmişti. Her seferden dönüşünde elbisesinde biriken tozları toplar ve bir kavanozda biriktirirdi. Yine bir harp dönüşü Bayezid Han elbisesini çıkartmış, üzerindeki tozları, büyük bir itina ile toplamaya çalışıyordu. Hanımı Gülbahar Hatun, merakla sordu:
“Efendim, merakımı hoş görün, her cihad dönüşü o tozları niçin biriktirdiğinizi sorabilir miyim”? Padişah, tebessümle:
“Benim senden gizlim yoktur Gülbahar Hatun. Bu tozların mezarıma konulmasını vasiyet edeceğim. Çünkü hadis-i şerifte, “Ayakları Hakk yolunda tozlananları Allahü tealanın cehennem ateşinden koruyacağı” buyurulmaktadır. İşte Hakk yolunda, kâfirlerle cihad ederken üstümüze bulaşan tozları bu yüzden topluyoruz. Vasiyetimizdir; öldüğümüzde bunları kabrime koysunlar.”
Gerçekten de II. Bayezid Han, biriktirdiği bu tozlardan bir tuğla yaptırdı. Vasiyeti gereğince de bu tuğla, öldüğü zaman kabrine konuldu.
Beyazıt semtinde yaptırdığı caminin açılışında yaşanan şu hadise de Bayezid Han’ın dini yönüne ışık tutmaktadır. Padişah, mahşeri bir kalabalığın bulunduğu açılış gününde ilk namazı büluğ çağından o güne kadar, ikindi namazının sünnetini hiç terketmemiş olan birinin kıldırmasını istemişti. Cemaate ilan edilince kimse çıkmadı. Padişah mecbur kalıp:
“Elhamdülillah müddet-i ömrümüzde hiçbir vakit kaçırmadık” diyerek bizzat imamete geçti.
Yine bir gün Sultan Bayezıd, avdan dönüyordu. Bir an önce saraya varıp dinlenmeyi düşünürken atını durdurdu, derin nefes alıp ferahladıktan sonra sordu :
_Bu güzel kokular da nereden gelir böyle?
Yanındaki vezirlerden biri cevap verdi. Devletlü padişahım, İstanbul kuşatmasına katılan gazilerimizden tabiat aşığı bir zattır ki ona Gül Baba derler. Ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyardır. Şu yamaçları güllerle vedahi türlü çiçeklerle donattı. Bu hoş kokular onun bahçesinden gelmektedir.
Yorgunluk unutulmuş, Veli padişah bu zatı ziyaret etmek istemişti. Değerli misafirlerinin geldiğin gören Gül Baba koştu, onları kapıda karşıladı. Padişah sordu:
_Tek başına ne yapıyorsun buralarda? Güllerin de iki renkliymiş sebebi nedir ki?
_Güllerle uğraşmayı seviyorum Sultanım. Sadece sarı ve kırmızı rengi severim onun için iki renk gül var bahçemde…
Padişah atından indi ve gösterdiği mindere oturdu ve nur yüzlü mübareğin kendi elleriyle pişirdiği kahveyi yudumlayıp yorgunluğunu giderdikten sonra :
_Gönlün rahat olsun, dilersen seni saraya alayım. Artık çalışma da yaşlılığını dinlenerek geçir.
_Sağolun sultanım burada oturmak benim için daha iyi. Amma bir iyilik yapmak isterseniz, şu kulübemin bulunduğu yere bir mektep-medrese yaptırınız ki, memleketimizin çocukları ilim irfan öğrensinler.
_Gönlün rahat olsun Gül Baba, dilediğin olacaktır!
Sonra bahçeyi gezdiler.. Padişah ayrılırken O’na bir demet kırmızı gül, bir demet sarı gül verdi.
Sultan Bayezıd Gül Baba’nın isteği üzerine bu bahçeye bir mektep ve bir darüşşifa yaptırır.
1868 yılında ‘’Mekteb-i Sultani’’ adıyla yeni bir kimliğe bürünen okul, Cumhuriyet döneminde de ‘’Galatasaray Lisesi’’ adını aldı. Gül Baba’nın Sultan Bayezıd’a verdiği o güzel kokulu sarı-kırmızı güller önce bu lisenin, sonra da Galatasaray Spor Kulübü’nün sembolü oldu.
 
Selam ve Dua ile
Şennur Beyse


 

    Yorumlar

banner124
Hava Durumu
Tümü Anket
Türkiye'de İdam Cezası Gelsin Mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Linkler
E-Gazete
  • HAVADİS TÜRK - İnternette Haberin Adresi - 28 Aralık 2015 Manşeti
Karikatür
  • Oof Off
Arşiv