TÜRKLERDE SAVAŞ SANATI

28 Kasım 2017, 21:17
TÜRKLERDE SAVAŞ SANATI
TÜRKLERDE SAVAŞ SANATI

Dünya üzerinde yaşamış ve yaşamakta olan her bir millet diğerlerinden farklı özelliklere sahip olmuş ve bu karakteristik özellikleriyle tanınmışlardır. Toplumları meydana getiren insanların deri rengi, ırkî ve antropolojik özellikleri, hayat tarzları, dinî inanış ve anlayışları, eğlence ve törenleri, kullandıkları kap kacaklar, silahlar ve araçlar ve hatta ordu teşkilatları kendilerine has ve pek çok farklı özelliklere sahip olup olmamaları onları birbirinden ayıran faktörler olmuştur. Milletleri birbirinden ayıran farklı alışkanlık, uygulama ve kurumların detayları üzerinde düşünmemiz de mümkündür. Tarihte, Sümerlerin yazıyı icat etmeleri, eski Mısırlılar inşa ettikleri piramitleri, Fenikeliler ve Venedikliler gemicilikleri ve deniz ticaretindeki ustalıkları, Grekler üzüm, şarap üreticiliğindeki maharetleri, Romalılar sahip oldukları topraklar üzerinde uyguladıkları usta siyasetleri gibi ilk anda göze çarpan bir takım belirgin özellikleriyle tanınmışlardır. Türk adının ortaya çıkmasıyla birlikte ise, bu millet ile karşı karşıya gelen diğer toplumların zihninde ilk beliren özellikleri savunma ve ordu kurma konusundaki ustalıkları olmuş, konuyla ilgili akademisyenlerin aynı veya farklı fikirler ortaya koymalarıyla birlikte, her yeni belge ve değerlendirme Türklerin askerî özellikleri hakkında bilinenlere yenilerini eklemekte ve eskilerini desteklemektedir..

Bozkır ikliminde yaşayan bir millet olan Türkler için bu sert iklim şartları, coğrafî faktörler, Orta Asya’daki diğer boy ve milletler arasındaki mücadeleler zorlu bir hayat tarzını gerektiriyordu. Bu çetin şartlar Türklerin savaşçı olarak yetişmesine sebep olmuş ve tarihte de “ordu-millet” olarak tanınmaları sonucunu doğurmuştur. Soğuk ve sert iklim şartlarında yaşayan insanlar, zor şartlara kolaylıkla alışabilirler.Türkler her türlü yokluk ve kıtlığa, sıcağa ve soğuğa dayanıklıydılar
Türklerin savaşa yatkın bir millet olmasının tek sebebi, tabii şartlar değildi elbette. Onların millî tabiatlarından kaynaklanan “bağımsızlıklarına olan düşkünlükleri” ve ayrı ayrı boylar halinde yaşama istekleri, birbirinin üstünlüğünü kabul etmeyen, fakat birbirine komşu olarak yaşayan boylar arasındaki mücadeleleri arttırmıştı. Bütün bu boylar arasında her biri lider olma sevdasına düşmüş ve bu mücadeleler Çin entrikaları ile körüklenerek Türk toplulukları arasındaki iç savaşlar yıllarca sürdürülmüştür. Kendi aralarında bir araya gelmelerini engelleyen bir durum olarak ortaya çıkan “baş olma sevdası”nın üstesinden gelinemediği halde Türkler bir de Çin’i hakimiyet altına almaya çalışmışlar ancak bu konuda uzun süreli bir başarı sağlayamamışlardı. İşte bütün bu karakteristik özellikler ve çevre şartları Türklerin her an savaşa hazır olmalarını gerektiriyordu.

Böyle sert bir iklimde Türklerin savaşlarda ve ulaşımda en büyük yardımcısı atlardı. Türk cocukları 3-4 yaşlarından itibaren koyun sırtında ata binme talimi yapar, erkek ve kız çocuklar daha sonra at üzerinde alıştırmalarına devam ederek erken yaşta iyi at binicileri olurlardı. Böylece yetişkin olduklarında büyük bir ustalıkla ata binerler, atı üzerinde yer, içer, uyur ve bütün günlerini geçirirlerdi. Hunlarda olduğu gibi Göktürkler de adeta yürümekte güçlük çekerlerdi!

Türk ordusu tarihi boyunca genellikle kendisinden büyük ordularla savaşmak zorunda kalmıştır. Bu doğrultuda savaş taktiği planını düşmanın morali üzerine kurarak yıpratma hedefiyle hareket etmiştir.savaştan önce hızlı atlı birlikleri ile düşmana saldırır, korkutucu naralar atılır ve aynı zamanda keşif çalışmaları yapılırdı. Gittikleri yerlere kendileri ile ilgili korkutucu hikayeler yayar, psikolojik üstünlüğü sağlarlardı.

İslamiyet’ten sonra Hilal taktiği de denilen Kurt kapanı ; kurtların düşmanlarını güvensiz bölgeye çekmek için uyguladığı yöntemdir. Bu taktik ilk türk devletlerinden itibaren iki aşamalı olarak uygulanıyordu. Sahte ricat ve pusu.

Savaş anında ordu üç tarafa ayrılıyor, ortadaki merkez kuvvetler düşmana saldırıyordu. Bir süre sonra kaçar gibi geri çekilirlerken yem taktiğini yutup peşinden gelen düşman sağ ve sola ayrılmış gruplar tarafından çembere alınırdı. Taktiğin uygulandığı ve başarılı olduğu en önemli savaşlar Malazgirt Meydan Savaşı ve Mohaç Meydan Muharebesidir.

Osmanlı Devleti zamanında uygulanan SAD TAKTİĞİ Osmanlı Türkçesinde kullanılan sad harfinin yazım şeklinden uyarlanarak hazırlanmıştır. Harfin kuyruk kısmına süvariler düşmanın kaçmasını engellemek için, güneyine ilk ordu, doğusuna ise ikinci orduyu yerleştirerek düşmanın sarılarak yok edilmesi amaçlanmıştır.

Birde yazmadan geçemeyeceğimiz son savunma taktiği vardır ki Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş savaşında uyguladığı ve Dünya savaş literatürüne giren yöntemdir. ‘’ Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır’’ ünlü sözünün amacı ; yanındaki birlik çekilse dahi diğer birliklerin mevzisini koruyup sonuna kadar dayanması emredilmiştir. Yedek birlikleriyle beraber bu emri yerine getiren Türk ordusu Sakarya Zaferi’ni kazanmıştır.

Sonuç olarak tarihte Türklerin bir ordu-millet olarak nitelendirilmelerinin onların hayat tarzı ile bağlantılı olduğunu söyleyebiliriz. Ağır tabiat şartları, Türkler arasında her bir ferdin kendini her an savunabilecek birer asker olarak yetişmelerini sağlamıştır. Çevre ve iklim özellikleri gibi Türklerin tabii karakterlerinin de buna yatkın olduğu belirtilebilir. Demek ki Türklerin hayat tarzındaki bu askerî ruh, herhangi bir ileri hareket veya savunma sırasında geliştirdikleri teknikler, imal ettikleri savaş araç-gereçleri, askerî disiplin, at yetiştiriciliği ve ustalıkla atın kullanılması, savaş sırasında hafif zırh, teçhizat ve levazımat taşımaları, savaş meydanında hızlı ve çevik hareket etmeleri onların belirgin özellikleri olarak kabul edilebilir. İşte Türkler tarih sahnesine çıktıkları ilk andan itibaren günümüze kadar dünya milletleri içerisinde bu özellikleri ile tanınmışlardır. Hatta ilişkide bulundukları Bizanslılar, Araplar ve Çinliler gibi çeşitli milletler Türklerin bu özelliklerinden istifade etmeye çalışarak kurdukları ordularda sadece Türk askerlerini istihdam etmekle kalmamışlar, onların askerlik bilgilerinden de faydalanmışlardır.

SELAM ve DUA ile..
Şennur Beyse
 

    Yorumlar

banner124
Hava Durumu
Tümü Anket
Türkiye'de İdam Cezası Gelsin Mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Linkler
E-Gazete
  • HAVADİS TÜRK - İnternette Haberin Adresi - 28 Aralık 2015 Manşeti
Karikatür
  • Oof Off
Arşiv